Sevgi mi, Bağımlılık mı? Kabala’nın Gizli Dengesi
Birini çok sevmek, ona her şeyi vermek anlamına mı gelir? Kabala’nın Hayat Ağacı’nda yer alan Chesed ve Gevurah ilkeleri, sevgi ile sınır arasındaki ilişkiyi anlamak için şaşırtıcı bir kapı açıyor.
Birini çok sevdiğinde ne yaparsın?
Daha fazla verirsin. Daha fazla anlarsın. Daha fazla affedersin. Daha fazla beklersin.
Bazen onun ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koyarsın.
Ve bütün bunları tek bir kelimeyle açıklarsın:
Sevgi.
Peki ya verdiğin şey sevgi değil de kaybetme korkusuysa?
Ya anlayış dediğin şey, aslında kendi sınırlarını terk etmekse?
Ya ilişkinin devam etmesi için sürekli kendinden vazgeçiyorsan?
İşte burada kadim Kabala’nın iki önemli ilkesiyle karşılaşıyoruz: Chesed ve Gevurah.
Biri genişlemeyi, cömertliği ve merhameti; diğeri sınırı, gücü ve yargıyı düşündürür.
Birbirine karşıt gibi görünen bu iki ilke, aslında insanın ilişkilerde en çok ihtiyaç duyduğu denge üzerine düşünmemizi sağlayabilir.
Kabala’nın Hayat Ağacı Nedir?
Kabala, Yahudi mistisizminin tarihsel olarak gelişmiş düşünce ve yorum geleneklerinden biridir.
Bu gelenek içinde Hayat Ağacı, on sefirot üzerinden ilahi tezahür, yaratılış ve varoluş arasındaki ilişkileri anlamlandırmak için kullanılan önemli bir sembolik şemadır.
Sefirot, yalnızca insanın kişilik özellikleri veya psikolojik durumları değildir. Öncelikle teolojik ve kozmolojik bir öğretinin parçalarıdır.
Bununla birlikte, Hayat Ağacı’nın sembollerini insan yaşamına ilişkin sorularla birlikte düşünmek mümkündür.
Özellikle Chesed ve Gevurah, ilişkilerde cömertlik ile sınır arasındaki gerilimi incelemek için güçlü bir sembolik çerçeve sunar.
Chesed: Sevginin Genişleyen Yüzü
Chesed, İbranice kökeninde iyilik, sevgi dolu bağlılık, merhamet ve cömertlikle ilişkilidir.
Hayat Ağacı’nın geleneksel düzeninde dördüncü sefira olarak yer alır.
Chesed’i bir ilişki üzerinden düşünürsek karşımıza şu nitelikler çıkar:
Şefkat göstermek.
Karşımızdaki insanın ihtiyaçlarını önemsemek.
Paylaşmak.
Destek olmak.
Sevgiyi davranışa dönüştürmek.
Bunların hepsi bir ilişkiyi besleyebilir.
Fakat burada dikkat etmemiz gereken bir ayrım vardır.
Sevgi göstermek ile kendinden vazgeçmek aynı şey değildir.
Birinin acısını anlamak, onun bütün sorunlarını üstlenmeni gerektirmez.
Birini desteklemek, onun sorumluluklarını sürekli senin taşıman anlamına gelmez.
Birine cömert davranmak, kendi kaynaklarını sınırsızca tüketmek zorunda olduğun anlamına gelmez.
Chesed’in cömertlik sembolünü ilişkilerde kullanırken şu soruyu sorabiliriz:
Ben gerçekten sevgiden mi veriyorum, yoksa verirsem terk edilmeyeceğime mi inanıyorum?
Gevurah: Sevginin Sınır Koyabilen Yüzü
Gevurah, güç, disiplin, sınır ve yargıyla ilişkilendirilen beşinci sefiradır.
İlk bakışta sevginin karşıtı gibi görünebilir.
Çünkü çoğu insan sevgiyi yakınlıkla, sınır koymayı ise uzaklaşmayla ilişkilendirir.
Oysa sağlıklı ilişkilerde sınırlar, sevginin karşıtı olmak zorunda değildir.
Bir insana hayır diyebilmek, onu sevmediğin anlamına gelmez.
Kendi ihtiyaçlarını dile getirmek bencillik değildir.
Bir davranışı kabul etmemek, karşındaki insanı bütünüyle reddetmek anlamına gelmez.
Gevurah’ın sembolik öğretisini bugüne taşırsak şu düşünceyle karşılaşırız:
Sevginin devam edebilmesi için bazen bir sınırın var olması gerekir.
Çünkü sınırın olmadığı yerde ilişki, iki özgür insanın karşılaşması olmaktan çıkıp birinin diğerinin ihtiyaçları içinde kaybolduğu bir yapıya dönüşebilir.
Tiferet: Sevgi ile Sınırın Buluştuğu Yer
Hayat Ağacı’nda Tiferet, güzellik ve uyumla ilişkilendirilen altıncı sefiradır.
Geleneksel yorumlarda farklı sefirot arasındaki denge ve uyum açısından önemli bir konuma sahiptir.
İlişkilere yönelik çağdaş sembolik bir okumada Tiferet’i, merhamet ile sınırın birlikte var olabildiği alan olarak düşünebiliriz.
Ne sınırsız bir fedakârlık.
Ne de sevgiyi dışlayan katı bir kontrol.
Karşımızdaki insanı önemserken kendimizi de önemseyebildiğimiz bir ilişki.
Bir insanı severken ona şöyle diyebilmek:
“Seni anlıyorum, ama bu davranışı kabul etmiyorum.”
“Sana destek olmak istiyorum, ama bu sorumluluğu senin yerine taşıyamam.”
“Birlikte olmak istiyorum, ama kendi hayatımdan vazgeçmek istemiyorum.”
Bu cümleler sevginin eksikliğini değil, olgunlaşmasını ifade edebilir.
Sevgi Ne Zaman Bağımlılığa Dönüşür?
Sevgi ile bağımlılık arasındaki farkı yalnızca duyguların yoğunluğuna bakarak anlayamayız.
Birini çok sevmek tek başına bağımlılık değildir.
Ancak ilişkinin kaybedilme ihtimali karşısında kendi değerlerinden, sınırlarından ve ihtiyaçlarından sürekli vazgeçmek önemli bir işaret olabilir.
Örneğin:
Partnerinin öfkesinden kaçınmak için her şeye evet diyorsan…
Onun sorunlarını çözmediğinde kendini değersiz hissediyorsan…
İlişkiyi korumak için sürekli kendi isteklerini erteliyorsan…
Kendi hayatının merkezinde artık sen değil, yalnızca onun beklentileri varsa…
Burada sevginin yanında korku, alışkanlık veya onay ihtiyacının da etkili olup olmadığını araştırmak anlamlıdır.
Bu örnekler tek başına psikolojik tanı koydurmaz. Ancak ilişkideki örüntüleri değerlendirmek için başlangıç olabilir.
Kendi Hayat Ağacına Bak
Şimdi kendine üç soru sor:
Chesed: Bu ilişkide sevgimi nasıl ifade ediyorum?
Gevurah: Hangi sınırlarımı korumakta zorlanıyorum?
Tiferet: Hem kendime hem karşımdaki insana saygı gösteren bir dengeyi nasıl kurabilirim?
Bu soruların tek bir doğru cevabı yoktur.
Fakat insan bazen bir ilişkiyi değiştirmeden önce o ilişkide nasıl davrandığını fark etmeye ihtiyaç duyar.
Sevgi Kendini Terk Etmek Değildir
Kabala’nın sembolik dünyası, karşıt gibi görünen ilkelerin daha geniş bir bütün içinde nasıl ilişkilendirilebileceğini düşünmemize yardımcı olur.
İlişkiler açısından buradan çıkarabileceğimiz önemli bir ders var:
Sadece vermek sevgi değildir.
Sadece korumak da sevgi değildir.
Sevgi, kimi zaman yaklaşmayı, kimi zaman sınır koymayı, kimi zaman da iki insanın ayrı bireyler olduğunu kabul etmeyi gerektirir.
Birini sevmek için kendinden vazgeçiyorsan, ilişkinin içinde iki kişi değil, giderek kaybolan bir kişi kalabilir.
Peki sen ilişkilerinde en çok hangisini unutuyorsun?
Sevgini göstermeyi mi?
Yoksa kendini korumayı mı?
Demet Dernek | tune in
İlişkilerinde Bir Sonraki Seviye: Kadim sembollerin ışığında sevgi, sınırlar ve bilinçli ilişkiler üzerine yeni bir bakış açısı keşfet.
Yazar hakkında
DEMET DERNEK
METAFİZİK EĞİTMENİ I MENTÖR
Eğitmen, yazar, girişimci ve bireysel dönüşüm rehberidir. Küçük yaşlardan itibaren ezoterizm ve spiritüel alanda kendini geliştirdi. Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Bölümünden mezun olduktan sonra, bankacılık ve kuru...
Eğitmen sayfasına git