Blog

YENİLİNCE DEĞİL, VAZGEÇİNCE KAYBEDERSİN…

Öncelikle bu başlığın kredisini bir İzmir takımı olan Göztepeye verelim ve sonra da konumuza geçelim =) Eşimin Göztepeli tshirtünde gördüm bu yazıyı, algıda seçicilik tabii beni mesleğim açısından çok etkiledi.
Hakikaten hayat böyle değil mi?
Ne çok yenildik sanıyoruz.
Kimi zaman vazgeçiyoruz ve kazanma ihtimalimizi ortadan kaldırıyoruz.
Kimi zaman ise devam ateşi içimizde öyle bir yanıyor ki vazgeçmek bizim için olasılıklar dahilinde bile olmuyor.
Peki ne oluyor da vazgeçiyoruz? Ne oluyor da yenildik sayıyoruz?
Bu yazımı neyin üzerine kursam diye düşündüm ve bu soruların cevaplarına değil, kazanmaya odağınızı çevirmek istedim.
Ne oluyorsa oluyor ve bir sebepten vazgeçiyoruz.
Şimdilik bunu kaleme almayacağım.
Üzerinde durmak istediğim konu: NE ZAMAN KAZANIYORUZ?
Ne zaman ???
Okumaya devam etmeden lütfen bir durun ve sorun kendinize:
BENİM KAZANDIĞIM ZAMANLAR NELER?
NASIL BİR BEN OLUNCA KAZANIYORUM BEN?
Şimdi devam edelim birlikte, eminim bir dolu anı geldi önünüze, bir dolu kutlamanız olmuştu.
YOK diyenler varsa ego filtresine takıldığına eminim.
Ne zaman kazanıyoruz biliyor musunuz? 
Kendimizi kendimize adadığımız an.
Ne olursa olsun mutlu olmaya, önünde sonunda başarmaya and içtiğimiz an.
Bunun için bir meşale alıp şehri yakmanıza gerek yok ama içinizde hiçbir şeyin söndüremeyeceği bir ateşin varlığını hissetmeniz şart.
Kim ne derse desin, gündem ne olursa olsun, kaç kez başaramamış olursanız olun YENİNDE AYAĞA KALKTINIZ MI kazanıyorsunuz işte.
Çünkü git gide kusursuzlaşıyorusunuz, git gide güçleniyorsunuz.
Düştüğünüzde aldığınız yaralar kendini size hatırlatırken sırf bir daha canınız yanmasın diye pür dikkat yaşıyorsunuz.
Bisiklete binenler bilir, hala yara izlerini taşıyanlar bile var düşe kalka öğrenmedik mi o işi ? Ama düşmek sorun değil, öğrenmemek sorun oluyor. Şu an otomatik bir halde bisiklet kullanabiliyorsak sebebi düşme konusundaki deneyimlerimiz aynı zamanda..!
Ve geriye değil ileriye bakmayı öğrendiğiniz an artık sizi hiçbir şey durdurmuyor.
Durmayın.
Bu yazıya denk geldiyseniz hele hiç durmayın.
Global maniplülasyonlara inat, kendinize aşk, sizi devam ettirsin.
SİL BAŞTAN başlayın.
Neler başardınız bugüne kadar koyun sepetinize.
Neler olmadı bırakın geride, onlar size ait değil olsa zaten sizinle olacaklardı!
Şimdi yeniden başlama zamanı.
Hayalleriniz yüreğinizde, hedefleriniz önünüzde, gücünüz özünüzde başlayın adım atmaya.
Dünya başarılı olanların sadece başarı hikayeleriniz satmakla meşgülken bilin ki bir dolu tırnak içinde ‘başarısızlıklar’ var geride.
Sadece şunu bilin 100. denemesinde başarılı olan biri, 99 kez başarısız olduktan sonra 100.ü de başarılı olmuş demek.
99 deneme başarısızlık mı başarıya giden yol mu bu durumda ?
Bu nedenle yazımın başlığı vazgeçmek dışında gerçek bir başarısızlığın mümkün olmadığına yönelikti.
Biliyorum ki bu cümleye kadar geldiyseni içinizde başarısızlıkları sahiplenen ve başarıya dair arzu ateşi yanan bir yürek taşıyorsunuz..
Sevgilerimle.
09.06.19

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir